Türkiye

İyi yaşam koşullarına rağmen görülen mutsuzluk psikolojik sorunlara işaret edebilir

İstanbul, 16 Ekim 26 (TAK): Medicana Kadıköy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Başoğlu, kişinin yaşam koşulları iyi olsa da mutsuzluk ve hayattan keyif alamama gibi belirtilerin ruhsal açıdan değerlendirilmesi gereken bir tabloya işaret edebileceğini belirtti. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Başoğlu, insanların iş, aile ve sosyal yaşamlarında önemli bir sorun bulunmamasına rağmen kendilerini mutsuz, huzursuz veya isteksiz hissedebildiğini aktararak, ruhsal iyi oluşun yalnızca dış koşullarla açıklanamayacağını ifade etti. Başoğlu, kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinin, ruhsal açıdan herhangi bir güçlük yaşamadığı anlamına gelmediğini vurguladı. Kişinin kendisini iyi hissetmesinin yalnızca işinde başarılı olması, ailesiyle sağlıklı ilişkiler kurması veya maddi açıdan güvende olmasıyla belirlenmediğine dikkati çeken Başoğlu, kişisel beklentiler, geçmiş deneyimler, ilişkiler, yaşamdan alınan doyum ve bireyin kendisiyle kurduğu ilişkinin de ruhsal durumu etkileyebildiğini kaydetti. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünürken yaşanan mutsuzluğun, kişinin kendi duygularını anlamakta zorlanmasına neden olabildiğini aktaran Başoğlu, bireyin bazen neden mutsuz olduğunu açıklayamayabildiğini, yaşadığı duyguyu mevcut yaşam koşullarıyla bağdaştıramadığı için kendisini suçlayabildiğini veya bu duyguyu ifade etmekten kaçınabildiğini bildirdi. Başoğlu, ruhsal durumun değerlendirilmesinde kişinin sahip olduklarından çok, kendisini nasıl hissettiğinin ve bu duyguların yaşamını nasıl etkilediğinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, "Kişinin yaşadığı sıkıntıyı 'Bir nedenim yok, dolayısıyla böyle hissetmemeliyim' düşüncesiyle bastırması, sorunun fark edilmesini ve ihtiyaç duyduğu desteği aramasını geciktirebiliyor." değerlendirmesini yaptı. Ruhsal sıkıntıların yalnızca ağlama, yoğun üzüntü veya kaygı biçiminde ortaya çıkmadığını aktaran Başoğlu, bazı kişilerin yaşadıkları güçlüğü daha çok isteksizlik, enerji kaybı ve duygusal uzaklaşma şeklinde deneyimleyebildiğini anlattı. Başoğlu, daha önce keyif alınan etkinliklere ilginin azalması, sabahları güne başlamakta zorlanma, dikkati toplamada güçlük, uyku düzeninde değişiklik, karar vermekte zorlanma ve sosyal ilişkilerden uzaklaşmanın bu belirtiler arasında yer alabildiğini, kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmeye devam etse de bunları eskisinden daha fazla çaba harcayarak yapabildiğini aktardı. Kişinin alışılmış davranışlarında meydana gelen ve zaman içinde devam eden değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Başoğlu, bireyin yalnızca sorumluluklarını yerine getirip getiremediğine değil, bunları hangi ruhsal ve fiziksel yük altında sürdürdüğüne de dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi. – "Her mutsuzluk depresyon anlamına gelmiyor" Mutsuzluk, isteksizlik ve yorgunluk gibi belirtilerin tek başına depresyon tanısı koymak için yeterli olmadığını belirten Başoğlu, değerlendirmede belirtilerin süresinin, şiddetinin, birlikte görülme biçiminin ve kişinin günlük yaşamına etkisinin önem taşıdığını ifade etti. Geçici mutsuzluk ve stresin yaşamın doğal bir parçası olabildiğine değinen Başoğlu, şunları kaydetti: "Kişinin daha önce keyif aldığı etkinliklere karşı ilgisini kaybetmesi, umutsuzluk hissetmesi, uyku ve iştahında belirgin değişiklikler yaşaması veya günlük işlevlerinin etkilenmesi durumunda daha ayrıntılı bir değerlendirme gerekebiliyor. Belirtilerin yalnızca iş yoğunluğuna, yaşanan sorunlara veya kişilik özelliklerine bağlanması doğru olmayabilir. Ruhsal durumu etkileyen biyolojik etkenler, kişisel deneyimler, ilişkiler ve yaşam koşulları birlikte değerlendirilerek kişiye özgü bir yaklaşım belirlenmesi gerekiyor." İnsanın her zaman mutlu, enerjik veya istekli hissetmesinin mümkün olmadığını, üzüntü, kaygı, hayal kırıklığı ve zaman zaman yaşanan isteksizliğin de insan deneyiminin bir parçası olduğunu belirten Başoğlu, ruhsal açıdan önemli olanın her olumsuz duyguyu ortadan kaldırmaya çalışmak değil, bu duyguların ne zaman ortaya çıktığını, ne kadar sürdüğünü ve yaşamı nasıl etkilediğini anlayabilmek olduğunu aktardı. Başoğlu, mutsuzluk ve isteksizliğin uzun süre devam etmesi, kişinin iş ve aile yaşamını etkilemesi veya sosyal ilişkilerinde belirgin değişikliklere neden olması durumunda uzman desteği alınması gerektiği uyarısında bulundu. Psikiyatrik değerlendirmenin yalnızca bir hastalık tanısı koymayı değil, kişinin yaşadığı belirtilerin olası nedenlerini anlamayı ve ihtiyaçlarına uygun bir yaklaşım belirlemeyi amaçladığını ifade eden Başoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Değerlendirme sonucunda psikoterapi, ilaç tedavisi veya başka destek yöntemleri gündeme gelebiliyor, uygulanacak yaklaşım kişinin durumuna göre belirleniyor. Dışarıdan bakıldığında sorunsuz görünen bir yaşam, kişinin ruhsal açıdan zorlanmadığını göstermiyor. Bu nedenle mutsuzluğun mutlaka belirgin bir nedene dayanması gerektiği düşüncesiyle hareket etmek yerine kişinin kendi duygusal durumundaki değişiklikleri fark etmesi ve gerektiğinde profesyonel destek alması önem taşıyor." (AA/RU/ÖZ)

İlgili Makaleler

               
Başa dön tuşu