Körfez Ülkelerinde Tuzdan Arındırma Tesislerine Yönelik Tehditler Su Güvenliğini Tehlikeye Atıyor

Körfez ülkeleri, büyük oranda tuzdan arındırma tesislerine bağımlı hale gelirken, bölgedeki su altyapısının tehdit altında olması milyonlarca insan için ciddi risk oluşturuyor. Tufts Üniversitesi Su Diplomasisi Programı Direktörü Prof. Dr. Şefikul İslam, “Petrol, Körfez’i inşa etti ancak tuzdan arındırılmış su bölgeyi canlı tutuyor. Su, petrol gibi ikâme edilemez ve olmadan birkaç günden fazla yaşamak mümkün değil.” dedi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri, Körfez’in kritik su tesislerini hedef haline getiriyor.
Körfez’de 400’ün üzerinde tesis kritik su, tarım ve sanayi ihtiyaçlarını karşılıyor. Bölgedeki su altyapısının çökmesi, insani bir krizi beraberinde getirebilir. Prof. Dr. İslam, Körfez’deki tuzdan arındırma sistemlerinin ABD-İsrail-İran çatışmalarında hedef alınması halinde saatte yaşanabilecek durumu vurgulayarak, bunun enerji kadar su güvenliğini de tehdit ettiğini ifade ediyor.
GCC İstatistik Merkezine göre, Körfez ülkeleri 2023’te 7,2 milyar metreküp tatlı su üretimi yaptı. Bu üretimin büyük çoğunluğu tuzdan arındırma ile sağlanıyor. Sadece Suudi Arabistan, 2023’te 3 milyar metreküp arıtılmış su üretti, onu BAE, Kuveyt, Katar, Umman ve Bahreyn takip ediyor. İslam, “Tuzdan arındırma, barış zamanında çözümken, savaşta yeni kırılganlıklar doğuruyor.” diyerek su güvenliğinin önemine dikkat çekti.
Körfez’deki tuzdan arındırma tesislerinde yaşanabilecek olası saldırıların ilk gün etkileri derin olabilir. Suyun depolanma kapasitesinin düşük olması, hızlı bir krize yol açabilir. İslam, böyle bir senaryonun Gazze ve Suriye’de olduğu gibi halk sağlığı sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.
Uluslararası insancıl hukuk gereğince su tesisleri korunması gereken yapılardır. Ancak Suriye ve Yemen örneklerinde görüldüğü gibi su altyapılarına yapılan saldırılar, hukukta boşluklara işaret ediyor. İran’ın Körfez ülkelerinde olası hedef alabileceği enerji tesisleri hakkında çıkan haberler, Ortadoğu’daki huzursuzluğu artırıyor. Dünya, bu hassas dönemde su güvenliğinin enerji kadar önemli olduğunu unutmamalı.
























